Kuranın ilk inen ayetlerinde adeta bu gün yaşanan Psikolojik davranışların adeta manifestosunun ilanı var.
İlk olarak Mekke’ye hükmeden tefeci bezirgânlara zenginlik, mal ve mülk noktasında sarsıcı eleştiriler yöneltildiğini görüyoruz.
İlk inen surelerin hepsinde de bu var…
Alak, Kalem, Müddesir, Müzzemmil ve Leheb gibi ilk inen bu beş surede görüldüğü gibi, hareket, “Kâbe çetesine” ve Mekke’de kurdukları düzene (yedâ) karşı “öfke patlamasıyla” ve “kahrolsun, yıkılsın, kurusun” haykırışlarıyla başlıyor.
Ebu Cehil’e (karakterine) :
“Küstahça azgınlık ediyor. Kendisini dev aynasında görüyor. Zira Rabbinedir dönüş… Kulunu içtenlikle yönelirken engellemeye kalkıyor. Onu alnından tutup sürükleyeceğiz, o ar damarı çatlamış alnından… O zaman çağırsın meclisini, biz de çağıracağız zebanileri…” (Alak; 96/6-19).
Umeyye bin Halef’e (karakterine) :
“Çokça yemin eden aşağılık adi, küçük gören, dedikoducu, iyiliği engelleyen, günahkâr, zorba, kaba saba asalak… Zenginliğine zenginlik katmış da ne olmuş? (Kalem; 68/10-14).
Ve aslında öteden beri gelen bu günkü psikolojik sorunların temelini o günlerde var olduğunu ispatlıyordu.
Velid bin Muğire’ye (karakterine):
“Bana bırak doğarken yapayalnız olan o adamı… Zenginliğine zenginlik kattığım, etrafında dolanıp duran oğullarıyla önüne alabildiğine geniş imkânlar serdiğim o adamı… Hala gözü doymuyor; verdiğimden daha fazlasını istiyor….” (Müddesir; 74/11-14).
Kabe Çetesi’ne (rolüne/misyonuna):
“Nimet azgını o inkârcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver. Biz de onlar için hazırlanmış kelepçeler ve ateş var. Boğaza düğümlenecek bir yiyecek var.” (Müzzemmil; 73/11-13)
Ebu Leheb’e (rolüne/misyonuna):
“Kahrolsun Ebu Lehep iktidarı; kahrolsun!
Zenginlik ve iktidar onu kurtaramayacak!
O kıpkızıl bir ateşe atılacak!
Çenesi düşük karısı da yanında olacak!
Gerdanında fitillisinden bir de ip olacak!” (Leheb; 111;1-5)
Aslında bu olgu daha pek çok ayette görmek mümkün
(Karakter/rol/misyon notu koymamın sebebi bunların benzerinin bugünde devam ettiğini, ayetlerin yönünün yaşayan karakter, rol ve misyonlara yönelik olduğunu ihsas ettirmek içindir.)
Çünkü bunlar Kabe’nin etrafında oligarşi (yeda) oluşturmuşlar, Allah, Kabe ve din istismarı yaparak şehri sömürüyorlardı. Kabe’ye gelen hediyeleri iç ediyorlar, onunla kervanlar kuruyorlar, zenginliklerine zenginlik katıyorlardı. Muhtaç Mekkelilere faizle borç veriyorlar, borçlarını ödeyemeyenlerin erkeklerini köleleştiriyorlar, kadınlarını da açtıkları lüks genelevlerinde çalıştırıyorlardı. Mekkeliler de büyüyünce bunların eline düşmesin diye daha doğar doğmaz kız çocuklarını diri diri toprağa gömüyordu.
Kur’an işe işte buradan başladı. Peygamberimiz yalın kılıç meydana atılarak bu kokuşmuş, iğrenç düzene meydana okudu. Ve kurduğu sevgipoloji medeniyetini tüm dünyada gereğince yaşadı.Bu ses Mekke’de büyük yankı uyandırdı. Kabilesizler, korumasızlar, kimsesizler, köleler, kadınlar, zayıflar, düşmüşler, özellikle ezilenler bu sesin etrafında hızla toplanmaya başladı. (ihsan Eli Açık)
Neden sevgipoloji diyorum? Çünkü 150 yıldır hala psikoloji biliminin ifadelerini ağzımıza lakırdı yapmamız bana göre kendi inancımıza göre en büyük zulümdür.
Bu günde maalesef kendi aralarında oligarşi, cemaat, takım, şirket oluşturanlar, Allah, Kabe ve din istismarı yaparak ülkeyi, bölgeyi, mahalleyi hatta sokağı veya apartmanlarını sömürenler var. Kendilerine hediye verilmesini isteyenler gelen yardımları iç edenler zenginliklerine zenginlik katanlar hala var. Muhtaçlara ve borçlarını ödeyemeyenlerin sistematik köleleşmesi sağlayarak kadınları da açtıkları lüks genelevlerinde çalıştıranların tedavi edildikleri sözde bilimin adı psikoloji değimlidir.
Adına “İslam” denilen aynı dinin mensupları olarak Dardincilerle – Darrwinciler arasında kalan masumane dinini de yaşamını da tüm önyargılardan uzak tutmaya çabalayan biz gariplerin söylemidir Sevgipoloji.
Sevgipoloji “Din Adamı!” ve “Bilim Adamı” kimliği tanımayan ancak inandığı dinini yaşamaya çabalayan ve İlim yolunda önce kendini sonra etrafını aydınlatan Adam gibi adamlara ise hizmetkâr olan anlayışın adıdır sevgipoloji.
Psikolojik Dardincilerin “Allah” Batı medeniyetsizliğinin “Good” dediği şey sırf teolojik, zihni, soyut, felsefi bir fenomen değildir. Tamamen “praxis” yani pratik, eyleme, amele, hayata, sokağa dönük yüzü vardır. Sevgipolojik bir insanda hayatın akışı içinde varoluş, oluş, arayış, tavır alış, duruş, cephe açış olarak ifadesini bulur. Bu nedenle içinde tarihin, insanın, hayatın ve tabiatın sesi gelmeyen Allah ve din söylemlerinin içi psikolojik boş kof ve Dardır.
Her hür insan zaruret olan Sevgipoloji; İnsan davranışlarının en temel noktasında iç aleminin merkezine dönerek Mevla online yayınından gelen Rabbani mesajlardan etkilenerek davranışların esnekliğinde kendini sürekli güncelleyebilme yetisi arttırarak çapının genişliğinden sorumluluk bilincinde bütün davranışlarının önce kendi iç aleminde dengeye oturtulduğu Besmeleli B-ilimdir Sevgipoloji.
Her hür insan karşı karşıya kalması muhtemel olan psikoloi; İnsan davranışlarının en temel noktasında dış aleminin değişkenliğinde her yöne dönerek İblis online yayınından gelen Nefisvari mesajlardan etkilenerek davranışların esnekliğinde kendini sürekli güncelleyebilme yetisi kaybederek çapının genişliğinden habersiz bir biçimde bütün davranışlarının temelinde bir suçlu arayan dengesizlik ve ayarsızlık hastalıklarına çözüm bulduğunu zanneden Batı-bilimidir Psikoloji.
Bilim ile Din’in Barışamadığı şebekenin adıdır Psikoloji
Din ile Bilimin barışık olduğu şevk ve hazzın adıdır Sevgipoloji
Uyanın M-us(li) lümanlar uyanın saf limanlar
Samimiyet; kibirliye bulaşırsa kendini güzel gösterir
Sahtelik; Tevazuunun yanına yaklaşırsa “Ahlak” kirlenir.
Sevgipolog damlası
Uyananlar var elbette şükürler olsun ancak çıkış noktasını pek çoğumuz bulamamaktadır. Pek çok değişik çalışmaların yanında ilklerden birisi de
İnsani ve Toplumsal Gelişim Uzmanı Dr. Hüseyin Emin Sert kardeşimizdir.
Kuranda insan ve Davranışları isimli eseri için
“İnsanı değerli veya değersiz kılan, hayatında ortaya koyduğu tutum ve davranışlarıdır. Davranışlar ise, şahsiyetin derinliklerinden beslenerek kişinin bilgisine, kültürüne, içinde bulunduğu ortama ve ufkuna göre şekillenmektedir. Kişinin davranışları, nasıl bir insan olduğuyla ilgili ipuçları da verir.
Akıl ve iradesini gereği gibi kullanıp davranışlarını kontrol etmeyen insan, keşif ve gelişim yolunda ilerleyemez. İnsanı yanlış düşünce ve davranışlardan koruyacak olan güç; vahyin kontrolündeki akıl, iman ve iradedir. Dünya ve ahiretteki mutluluğun yolu, akıl ve vahyi birleştirip gereğince davranmaktan geçmektedir.
"Konulu tefsir" türünden sayılabilecek olan "Kur’an Işığında İnsan Tıpleri ve Davranışları" adlı eser ilgili sosyal bilimlerden de istifade ederek, İslam kültür ve inancı çerçevesinde şekillenen insan tipleri ve davranışlarını, ayetler ışığında değerlendirmeyi gaye edinen multi-disipliner bir çalışmadır.
Çalışmada insan davranışları, insan tipleri, Kur’an-ı Kerim ışığında insan tipleri; insanın övülen ve yerilen davranışları gibi konularda ayrıntılı bilgiler, yorumlar ve açıklamalar bulacaksınız.” Demektedir. Bu değerli B-ilimi Adamı kardeşimiz neden İslami psikoloji dememiş neden yan yana koymamış bütün kavramlarını yerli yerine oturturken ihtiyaç duyduğu kaynakları da göstermiş amma Aşağılık kompleksine girmeden gayet net bir biçimde kaynak ve referans bir kitap olarak sevgipoolojiye köşe taşlarından biri olma bahtiyarlığının lezzeti içindedir.
Kemal Koçak