Freud kadar cesaretim vardı iddia edecek boyutta. O tüm yaşamı boyunca P harfsiz psikolojiyi inşa etmiş Biz de kendi cesaretimizle Sevgipoloji’nin temellerini neden atamayacaktık ki? Köylüler ve çitçiler her sebze ve meyvesini manavdan mı alıyorlar? Zaman içinde kendi ihtiyaçlarına göre ekip biçerek elde ediyorlardı.
Sistemimizin temeli varsayımlarımız ve kendi orijinal manasal etiketlerimizdir.
Amacımız Herhangi bir başka (bir başka etiket=bilimsel) beyinsel etiketi kötülemek değildir…
Hakikat yayınını (Mevlaonline) aldığımızı var sayarak. Sistemullah da bilgi-alışverişi (feedback) sürekli olarak döngüsel olarak devam etmektedir.
İlk önce kendi iç âlemimizi ve kendi ailemizi ve çocuklarımızı gözlemleyerek, tespitlerimizi fikri platformda ortaya atarak tartışma ve daha faydalı sonuçlara doğru yol alabileceğimizin farkında olmamızdır. Bize geri dönecek uyarılarla(her türlü pozitif veya negatif)kendimizi yeniden düzeltme şansını kaçırmayacağımızın farkındayız.
Çünkü bize gelen her türlü geri bildirim geribildirimde bulunanların…
Beyinsel fonksiyonlarındaki enerji salınımlarındaki akışta olmak ile kendi düşüncelerimizin frekanssal enerjilerinin buluştukları evrensel (beddua-dua) akış içerisinde birleştiğimizin ve yer edindiğimizin belgesidir bize iletmiş oldukları.
Şimdiden bize ulaştırılacak olan her türlü geri bildirime şükran borçlu olduğumuzu ilan ediyoruz.
Çünkü Hakikat tekdir…
Doğru(yorum)ise çok…
Hakikatten uzak ve çelişkili yorum ise uçuktur.
Doğrular (Yanlışlarıyla birlikte) iç içe geçmiş birbirinin izdüşümüdür.
Doğru ve yanlış Hakikat sahnesinde oynanan rollerin bölüşümüdür.
Kader ise İnsan ın Adem’deki görüntüsüdür.
Hakikatin tek sahibi; Tek Hakikatin merkezinden gelen yayınla ise çokluk frekanslarıyla yapılan yayınla bütün yarattıklarına hakikat bilgisini algılayacak ve analiz ettirecek kabiliyette yaratmıştır; bu semboleştirme Din’i terminolojide “Halife” olarak isimlendirilmişltir.
Bu kabiliyetine inanmayanlar ise evrimleştiklerine inanarak Sistemullahın tersinden de olsa aynı hakikate ulaşacaklardır. Günümüzde bu duruma ulaşmış olanların örnekleriyle doludur.
Her çalışma bizim nezdimiz de insanlığa iyilik ve fayda sağlıyorsa baş tacımız yok değil de insanlığı karartacak ve kirletecek çalışmalarsa ayak pabucumuz sayarız.
Bu sadece bizi bağlar.
Aynı düşünce yörüngesinde olanlar ile de bağlanmak ve aynı yönde sonsuzluğa uçan kuşlar olmak isteriz.
Uçmak istemeyenler olursa da biz yolumuzdan dönmeyiz.
Sevgipoloji nedir? diye sorulan ve sorulacak olan soruların hepsine hoş geldiniz kapıda beklemeyiniz lütfen içeri buyurunuz manasındaki ilk cevabımızı şudur:
İnsanlığa” İlmi hal” olarak sunulan İnsanların Hal(davranışlarının toplamına verilen kavramsal ifade) lerinin ilmini dünyaya tanıtan ve duyuran…
İmamı Gazali, İbni Sina, ibni rüşt, Mevlana gibi sayılamayacak kadar çok düşünürlerin açtıkları yolun varlığını yok sayarak ilerledikleri yolun geçmişine dikilen kaya gibi köksüz ve temelsiz Psikoloji (antitez olarak çıkmış) bilimi karşısında daha fazla suskun kalamayacak olan Sentezin adıdır
"SEVGİPOLOJİ"…
Sevgipoloji susturulmuş ve sindirilmiş gönül sesidir.
Sevgipoloji şişirilmiş egonun değil insanlığın aldığı tertemiz ruhsal nefesidir.
Ego ise Psikolojinin isssli ve kirli pislik sesidir.
Koskoca dünyayı kana bulamış savaşların kısık ve güdük mıymıntısı Ego- ve Gönül yan yana iki komşudur.
Her insanda ikamet eden hem de öyle komşulardır ki sürekli egonun fesatlığı hasetliği ve kötülükleri karşısında sesini soluğunu çıkaramayan Gönül ismi verilmiş komşu ile en başından beri kavga ede gelmişlerdir. Çünkü Ha_bil ve Ka_bil isimlerinin bildikleri birbirlerinden çok farklı şeylerdi.
Bu farklılıklara bu gün ise Sevgipoloji mimarları tarafından; Ego ve Gönül denmektedir…(bi mahsuru var mı?)
Tarihin derinliğinde Habil ile Kabil ismi verilse de ilk katilin kabil olduğu varsayılmaktadır.
Adı ne olursa olsun ilk cinayet Ego tarafından işlenmiştir.
Ego bilinçaltının kontrol dümenindedir. Gönül Bilinçüstünün dümenindedir. Ego sürekli gönül dümenini rotasında dönsün istemektedir.
Ego-dediğimiz oluşturduğumuz (gereksiz) şişkinliktir, kendi kendine havasını almak şöyle dursun, ha bire egona "hava-pompalamaktadır", egoyu dizginleyebilmenin bilmenin yolu gönül ile olan komşuluğunu tüm benliğin tarafından tanınması gereklidir. Ve egoyu ara sıra da olsa çizerek havasını indirmek gereklidir.
Egonun kaynağına inebilirsen, onu orada kurutabilirsin, kusurlarla, eksikliklerle, arzusal bilmem ne sel değişim dönüşümlerle ego-yu çizemez isek, sadece daha fazla şişkinlik ve örtüler ediniriz.
Bilinç altının egosal işleyiş sistemi mevcut 5 duyu organının beyne gönderdiği verilere göre çalışır. Başka bir olgu tanımaz. Varsa yoksa yedikleri içtikleri ve s..tıklarıdır.
Gönül ise bilinç üstünde keşfedilmiş veya keşfedilmemiş bütün olgulardan haberdar olacak şekilde yaratılmıştır.
Gönül boyut olarak daha meta(üst) boyutta yaşadığı için egonun isteklerine ve arzularına dönüp bakmaz.
Ego insanlık tarihinde insanın Batıya dönük yüzünü tarif eder. Gönül ise doğuya dönük tarafını..
Her ikisini de yok sayamaz insan. Yok saydığının hışmına uğrar.
Ego nun tek hedefi vardır önce yan yana yaşadığı gönülü aşağılamaktır. İsterse içerde isterse dışarıda olsun fark ettiği her gönüle saldırır.
Gönül yıllar önce dile getirilmiş yüzlerce gönül erleri tarafından daha insanlığın azgınlaşan tarafı “ego” diye isimlendirilmeden önce haysiyetsiz kendi anasına sulanan Freud dan önce dile getirmiş Koca yunus gönülden akıtıklarını
Bir kez gönül yıktınısa
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil
Bir gönülü yaptın ise
Er eteğin tuttun ise
Bir kez hayır ettin ise
Binde bir ise az değil
Yunus emre
Sahi batıda bu tarz bilimsel şiirin tasvirini acaba nasıl yapıyorlardır Sanırım şu şekilde olsa gerek.
Bir kez Maymun oldun ise
Sen Gereğini Yaptın demek
Maymunu bulamadığın yerde
Farenin pisliğini yersin gerek
Köpeğin salyasındaymış keşif
Şartlanmış refleksindeymiş buluş
İç alemindenmiş habersiz kenmiş
insanda çırpınış ve yok oluş
Pavlovus Darwinus
Kemal Koçak