Davranışta Sorunların(psikolojik)değil… Doğru Tutumların (Sevgipolojik) Besmele-ilimi 1.bölüm
Gönül kırmak değil bizim işimiz…
Azgınlaşan ego(ları) çizmek…
Maksadımız, gayemiz ve mesleğimiz…
iisssss değil izdir bırakmak istediğimiz

Sevgipoloji’nin Doğumu sessiz olsa da babadan sevgisiz bir evlat yüreğinde Büyüdüğünü görecek elbet insanlık…
Sevgiyi özleyenlerin göz bebeğinde…
Psikoloji 1oo küsür yıl dır… bedenin zevkine mahkum oldu…
Sevgipoloji zevkten de hızlı lezzet… Ruhun Nuruyla doğdu…
Bilim şüpheciliktir.
Şüphe edilmeden bilim olamazdı. Bilim insanı da şüpheci olmak zorundadır. Bilimin ne ile ilgili olduğu da o bilimin insanının kullandığı kavramlardan anlaşılır. Bilimsellik hatır tanımaz. Kimsenin babasının çiftliğin den kaçmış vahşi atı değildir. Ve her konuda her kim isterse özgürce ve iradesinin olgunluğunda her türlü araştırma ve incelemeyi yapabilecek yiğitliğe sahip olarak doğar. Yumuşak etinin kıymetini bilen herkesin ata bineceği gibi. Ata binmenin de kuralları vardır elbette. Atlar da sahibine göre kişneme huyundan hala vazgeçmiş değillerdir. Bazen attan düşerek kaza’nın kader cilvelerinden olduğunu ihmal etmemek gerekir. Çağlar boyu atlar, bizim yaşamımızın en önemli medeniyet taşıyıcılarıdır.
Değişik bilim dallarında birçok yöntem kullanılır. Kullanılan yöntemler alanındaki konuların yaşama geçirilen sonuçlardan önce teorilerle yola çıkar. Psikoloji de diğer bilimlerin kullandığı yöntemlerin çoğunu kendi konusuna göre kullanır. Psikolojinin bilim olma süreci, yetim çocuk gibi horlana horlana anca bu günlere yarım yamalak gelebilmiştir. Okuduğum ve araştırdığım kadar psikoloji, zaten bilim olmak için oldukça çetin mücadeleler vermiş. Özellikle Wilhelm Wundt, ilk deneysel metodları gerçekleştirirken 1832-1920 yılları arasında bilinçaltına yönelmiş. İlk yönelenlerden birisi olmasına rağmen her ne hikmetse ilerleyen günlerde piyasa da fokur fokur Freud kaynamaktadır veya kaynatılmaktadır. Psikolojinin kurucusu Wilhelm Wundt olmasına karşın Freud ise kendi bilinçaltına uygun bir koşullanma ile Psikoloji biliminin “P” harfine zincir vuran ilk aciz bedbahtlardandır.
“Fizik” “Matematik” gibi pozitif veya başka sosyal bilimler sosyoloji, antropoloji gibi alanların kendi kategorileri bellidir. Hangi bilim dalı olursa olsun bir bilim adamını aynı kulvarda aynı yöntem ve metotlarla eleştirir veya destekler. Psikoloji bilim alanının adedini ve sayısını sayabilecek henüz Psikolojik cesaretli bir babayiğit henüz yoktur.(Varsa lütfen beni haberdar etsin)
Psikoloji bilimiyle ilgili insan, ister analizde olsun isterse mevcut karlılık arenasının insan pazarında olsun bazı kavramları kullanmaya devam etmektedirler. Bu kavramlar keşif günlerinden beridir hâlâ aynı yüzlerce sloganist kavram kullanılmaktadır. Bu kavramlar yaşamın içinde kullanılan herkes tarafından dikkatli olarak gözlendiğinde fark edilebilir ifadelerdir. Bu ifadeler söz konusu durumu yeteri kadar ortaya koyacak netliktedir.
Bunlardan bazıları : “Psikolojik Duvarlar” (Tayip Erdoğan)” “Psikolojik Hastalık”, “Psikolojik Sorun”, “Psikolojik Hasta”, “Psikolojik Savaş”, “Psikolojik şiddet”, “Psikolojik Proplem”, Psikolojik rahatsızlıklar, Psikolojik Travma, Psikolojik kriz”…….gibi pek çok genellenmiş negatif varsayımlardır.
Yaşamın içinde ve akışında ise “Efendim sizin psikolojiniz bozuk”, “psikolojik rahatsızım”, “Psikolojik olarak Depresyondayım”, “Sen bi Psikoloğa görünsen diyorum” “ Aaaa neyim var ki benim” gibi sayılamayacak kadar çok reddiye ve itiraz ifadeleri ve kaçışlar da yine gözlerden kaçmayacak kadar ortadadırlar. Bu kavramları ve ifadeleri de insanlar hemen her fırsatta motorize olarak kullanmaktadırlar. Pozitif sonuçlardan oldukça uzak duran psikoloji rol seçmeksizin tüm rollerin birbirleriyle ilişkili olan sonuçlarını henüz bilim alanının istatiksel sonuç alabilme yetenekleri arasına koyabilmiş değildir.
Kısaca anlaşılan durum ister istemez kimse psikoloji ile objektif olarak karşı karşıya gelmek istememektedirler. Neden o da bir bilim dalı değil mi? Bilim elbette. Peki neden kaçış ve uzaklaşma her geçen gün daha da çok belirginleşmektedir.? Her bilim dalı gibi insanlığın gelişimi ve hayrına, faydasına çalışmıyor mu? Çalışıyor.
Kemal Koçak